Dr. Şerafeddin Kalay

Taksimat Etkinlik ve Programlar
    • Şu anda hiç bir etkinlik yok.
Meyve Bahçesi
Arşiv

İbadetler

Tarih Pazartesi, Ocak 17, 2011 by

Dr.M.Şerafeddin KALAY

İbadetler

   İbâdetler, Allah’a kulluğun ifadeleridir. Kalpteki imanın amellerle dışa akseden meyveleridir. Gönül duygularının azalara dökülüşüdür. İfade ettiği mânâ çerçevesinde de son derece değerlidirler. Onlar, Rabbi tanıyıştır, yüceliğini idrak ediştir ve kul olarak ona yöneliştir. Onlar, kulluk şuurunun amele dökülüşüdür; birer kulluk vazîfesidir.

   İbadetler, aynı zamanda Rabbine yönelen kişiyi manevî kirlerden temizler, onu gönül berraklığına, ahlâk güzelliğine, iç huzuruna ulaştırır. Bunun içindir ki Allah Rasûlü(sav);

   “Günde beş vakit namaz, sizden birisinin kapısının önündeki gür suyla akan bir ırmağa benzer. Bu ev sahibi günde beş kere bu ıramakta yıkanarak arınır,”[1] buyurur.

   Aynı mânâyı ifade eden bir başka rivâyette Allah Rasûlü(sav) sahâbelerine sorar:

   “Ne dersiniz? Sizden birisinin evinin önünden bir nehir aksa, o kişi de bu nehirde günde beş kere yıkansa, bedeninde kiri kalır mı?

   Sahâbeler cevap verir: “Kirinden eser kalmaz.”

   Bu cevabı alan Allah Rasûlü şöyle buyurur:

   “Beş vakit namaz da bunun gibidir. Allah onlarla hataları siler, temizler.”[2]

   Eğer ibadetlerimiz meyvesini vermiyor, bizleri gönül temizliğine, ahlâk güzelliğine ulaştırmıyorsa, “nasıl” ve “niçin” ibadet ettiğimiz konusunda kendimizi ciddî bir muhasebeden geçirmemiz gerekir. Kulluk idrakimizi ve şuurumuzu yeniden tazelemeye ihtiyaç var demektir.

   Biz ibadetiyle tanınan bir insan isek, edep ve ahlâkımızda hoşa gitmeyen haller varsa, bunun insanlar üzerinde nasıl bir tesir uyandırdığını bilmek, anlamak, içinde bulunduğumuz durumu çeşitli açılardan değerlendirerek muhasebe etmek ve kendimize gelmek zorundayız.

   Allah Rasûlü(sav) Ebu’d-Derdâ’dan gelen bir hadiste de şöyle buyurur:

   “Kıyamet gününde mü’min kulun mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah, rezil, kaba, çirkin ve çirkef tavırlı insanları sevmez.”[3]

   Âişe Vâlidemizden rivayet edilen bir hadis-i şerifte de;

   “Bir mü’min güzel ahlâkıyla, namaz ve oruca tutkun olup devamlı ibadet eden insanların derecesine ulaşır,”[4] buyurur.

   Bunun sebebi ahlâkın bütün hayatımızı kuşatışı, hayatımızın her nefes alış-verişinde var oluşudur. İbadetler belli bir zaman çerçevesi ile çerçevelidir. Güzel ahlâk ise hayatın her anında artık onu taşıyan kişinin vasfı olarak bulunur ve her an o kişiye ecir kazandırmaya devam eder.

   Bu gerçekleşmiyorsa muhasebeye ihtiyaç var demektir. Böyle bir durumda ahlâkî yapımızı, ibadet şuurumuzu, niyetlerimizi, gâye ve hedeflerimizi yeniden gözden geçirmeli, her anı ayrı kıymet taşıyan hayatımızı yeniden değerlendirmeliyiz. 

   Her gün, -belki bir kaç kere- aynaya bakıp dış görünüşümüze çeki düzen veriyoruz. Hiç davranışlarımıza, edep ve terbiyemize, konuşma üslubumuza, duygu ve düşüncelerimizi dış dünyaya aksettiriş tarzımıza; bizi gören, bizimle komşuluk, arkadaşlık, iş arkadaşlığı yapan, yolculuk eden, bizimle alış-verişte bulunan, sohbet eden insanların gözüyle bakıyor muyuz? Kendimize bu konuda çeki düzen veriyor muyuz? Dıştan bakarak kendimizi bütünüyle değerlendiriyor muyuz?

   Ahlâkî açıdan görünüşümüzün, iç dünyamızın dış dünyaya aksedişinin güzelliği, selim fıtratla uyumluluğu, kılık kıyafetimizin güzelliği, uyumluluğu kadar değer taşımıyor, bizi ilgilendirmiyor mu!? 

   Güzel görünmek için pahalı, markalı elbiseler alan, dış elbiselerle gömleklerin, kazakların, elbiselerle ayakkabıların, çorapların, kravatın renk uyumuna kadar dikkat eden insanları görüyoruz. Hanımlarda elbiselere, renklere dikkat de yetmiyor, bütüne ziynetler de ekleniyor, çantaların uyumu hesap ediliyor, özene bezene giyiniliyor, takınılıyor…

   Saçlar taranıyor, elbisenin kıvrık yerleri, görünüşü zedeleyen yanları düzeltiliyor. Başörtülere şekiller veriliyor, gerekirse çıkarılıp tekrar tekrar ayarlanıyor. Yandan, önden bakışlarla ayna karşısında dakikalar harcanıyor… Kısaca güzel görünülmeye, çirkin görünüşler engellenilmeye çalışılıyor.

   Aşırı olmamak şartıyla bunları yadırgamıyoruz. Bu sözleri de yadırgadığımızı ifade etmek için dile getirmiyoruz. Dile getirmek istediğimiz şudur: Acaba kıyafetlerimiz kadar kaba, edep dışı veya çiğ bir sözün, bencil, yersiz veya hafif bir davranışın bizi ne kadar çirkin göstereceğine de dikkat ediyor muyuz? Onların yakışıksızlığı da elbise yakışıksızlığı kadar dikkatimizi çekiyor mu? Ahlâkımızın değeri kıyafetimiz kadar yok mu?..

   İsterseniz soruyu şöyle soralım: Kaba veya edep dışı bir söz ve davranışın, yersiz veya hafif bir hareketin verdiği çirkin görüntü, ceketin yakasının kalkık, saçlardan bir bölümünün dağınık olmasından, çorabın renginin elbiseye uymamasından daha mı önemsizdir?!. Elbisesi güzel olanın çirkin davranışına dikkat edilmez mi? Güzel görünen ve markalı bir kravat kabalığı, bencilliği, sinsiliği, hilekârlığı, düzenbazlığı, kibir ve gururu örter mi?… Yüksek topuklu bir ayakkabı, boyunuzu yüksek gösterdiği gibi, edep ve terbiyenizi, insanî değerlerinizi de yüksek gösterir mi?..

   Siz karşınızdaki insanda hangisini görmek istersiniz veya hangisini daha çirkin görürsünüz?!.

   Düşününce şu gerçeği hep teslim ediyoruz: Edep, terbiye, ahlâk dünyevî hiçbir malla kıyaslanmayacak kadar güzel ve değerlidirler. Ancak aklı ve insafı olan herkes tarafından kabul edilen bu gerçek, zihinlerden asla uzak tutulmamalıdır; kadri bilinmeli, hayata ona göre yön verilmelidir.


[1] Sahih-i Müslim, Mesâcid (1/ 463).

[2] Hadis müttefekun aleyh olan bir hadistir. Sahih-i Buharî, Mevâkîtü’s-Salât (Umdetü’l-Kârî 4/ 157), Sahih-i Müslim, Mesâcid (1/ 462-463 Hadis No: 667).

[3] Sünen-i Tirmizî, Birr ve Sıla (4/ 262-363) Tirmizî hadis için; “hasendir, sahihtir,” der.  Hadisin ilk bölümü Sünen-i Ebu Davud’da da nakledilir. Edeb (5/ 150)

[4]  Sünen-i Ebu Davud, Edeb (5/ 149). İsnadı sahihtir. (Câmiu’l-Usûl 4/ 5).

Bu konuya henuz yorum yazilmamis.
Yorum Yaz:

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>