çalışanın hukuku örnek nesil ümmül kura ümmül qura İslam edebinden demetler ş şer şeraf şerafeddin şerafeddin hoca şerafeddin kalay şerafeddin kalay kitapları şerafettin şerafettin kalay 50 nasihat anne babaya nasihat dr şerafeddin kalay dr şerafettin kalay Elli Nasihat hacc imh insan vakfı insan ve medeniyet irşad islam islamda maaş islamda tarife islam hukuku kalay kredi almanın hükmü kuran kuran ikliminden müzakereler medine mekke nasihat nasihatler orneknesil.com revagrup reva yayin sahabeler Sahih-i Müslim sera serafeddinkalay.com Soru Cevap sorularla islamiyet
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.
Soru: İbni teymiyyenin görüşlerinden istifade edilebilir mi, kitapları okunabilir mi?
Cevap:
İbn Teymiyye ile ilgili sorunuza binaen:
Her ilim adamının, her hikmet sahibinin görüşlerinden istifade edilebilir. Nitekim İmam Gazalî (rh.a.) Şafiî âlimlerindendir. Onun görüş ve kanaatlerinden nice Hanefî istifade ediyor.
Ancak istifade eden kardeşlerimizin de ön bilgi ve birikiminin olması, neler fıkhî görüş farklılığına dayanıyor, nelerde ittifak var, neler tefekkür enginliğine dayanıyor, ufuk açılmasına sebep oluyor, neler teşvik edici, neler ikaz edici, bütün bunları ve benzerlerini ayırt edilebilmeli.
Sorunuzun daha çok akide ve fıkıh alanındaki görüşler olduğunu biliyorum. Bunun için şöyle bir özet girişin hayırlı olduğna inanıyorum.
İbn Teymiyye ilim ehli bir insandır. Halk tarafından hi.bir mezhebe bağlı olmadığı, hatta biraz okumuşlar ve çok bilmişler tarafından müctehid olduğu zannediliyor. İbn Teymiyye Hanbelî Mezheb alimlerindendir. % 95 ve belki daha fazla oranda Hanbeli mezhebini takip eder. Kendine ait bazı şaz görüşleri vardır. Bunlar da ilim çerçevesinde değerlendirilip ehlince kabul veya red edilebilir.
Ancak İbn Teymiyye’nin şöhret bulmasına sebep ne yazık ki ne ilim ehli olarak bilinmesi, ne şiîlere ve bidat ehline karşı verdiği mücadeledir. Bu şaz görüşleri ve sivri dillice oluşudur. Bu ifadeyi kötülemek için kullanmıyorum. Bir gerçek olduğu için ve üzerine söyleyeceklerim olduğu için dile getiriyorum. Bu derece acı ve yer yer saldırgan üsluplu kelimeler kullanmasını ilim ehli iki şeye bağlıyor:
1 – İlmi edeb anlayışıyla birlikte üstadlardan alma yerine daha çok kitaplardan aldığı için. İlmi sadece kitaptan almak, bir üstaddan bakış açısı, ufku ve edebiyle almayan insanlar çok defa ilmin kitapta yazılanlarla sınırlı olduğu, onun ötesine geçilemeyeceği gibi bir kanaata saplanır, hadiseler çok defa dar açılardan bakarlar. Kabullenemedikleri görüşler ve bilgiler için de katı ve saldırgam dil kullanırlar…
Bu konu ciddi bir araştırma konusudur ve ibretlik misalleri vardır. Mesela İbn Hazm (Muhallâ’nın müellifi) zeki bir insandır. İlim ehlidir. Endülüslü bir prenstir. İlmi hürmet duyup bağlandığı âlimlerden almak yerine onun prens olduğunu bilerek ve ona itaat ederek ders veren hocalardan ve kitaplardan aldığı için acı, sivri dillidir ve saldırgan tavırlıdır. Bu alanda söylenecek çok söz var. Biz burada duruyoruz.
2 – Harran bölgesinde böyle bir üslup yaygındır, İbn Teymiyye bu bölgede yetişmiştir…
Günümüzde bayraklaştırılmasının sebebi de bu sivri dili, bir başka şifade ile diğer ilim adamlarına (özellikle de kendisinden yaşça ve ilimce büyük insanlara) hürmetsizliği ve şaz görüşleridir.
Dİyarımızda Ebu Hanife, İmam Şafiî, İmama Malik, İmam Eş’arî gibi kendisine hürmet duyulan ve Ümmet-i Muhammed’i tarihler ötesinden yönlendiren imamlara, müctehidler duyulan itimadı ve bağlılığı yıkmaktır. Birazcık bilgisi olan İnsanları ictihad meydanında at koşturur hale getimektir.
Ayrıca İbn Teymiyye’nin tasavvuf ve tasavvuf ehline karşı olan tavırlarını yaygın hale getirmektir.
Kimi onu bu söz ve tavırları sebeiyle bayraklaştırırken kimi de tasavvufa karşı olan tavrı, hoşlanılmayan insanların birçok fetvada ona dayanması ve önder kabul etmesi, hatta müctehidlerin en önde geleni olarak görmesi ve takdim etmesi sebebiyle küfür ve dalaletle itham etmiştir.
Mü’min ifrat ve tefritten uzak olmalıdır. Bir insanı açık delil olmadan küfürle itham doğru değildir. Her zaman tek açı bizim baktığımız açı olmayabilir. İmam Malik’in dediği gibi Allah Rasûlü’nün dışında herkesin sözü kabul veya red makamına konabilir. Yani Rasulller ve Enbiyâ dışında hiç kimse masum değildir. Yanılabilir, hata edebilir.
Ancak tenkidleri ilim ehli ve şer’î ölçüleri bilen insanlar yapması, hiç kimse edeb ölçüsünü aşmamalıdır. Bilmediğim noktada susmak ve Allah’a havale etmek en güzelidir.
Dolayısıyla kardeşlerimizin fıkhî ve akîdevî konularda mezhep imamlarına bağlı kalmaları en doğru olandır. Hikmetli bakış, değerlendiriş, bilgi ve farklı ufuk ve değerlendiriş açıları kazanmak için her ilim ehlinden istifade edilebilir.
Bir gerçek daha: Ebu Hanife, Ebu Yusuf, İmam Muhammed, İmam Malik, İmam Şafiî gibi insanlar samimiyetinden ve ilmî derecesinden şüphe duyulmayan, gerçekten Allah ve Rasulü’nün ne buyurduğunu bulmaya çalışan insanlardır ve fıkhî melekeleri vardır. Beyinleri sentezci (yani birçok alandaki bilgileri toplayan, süzebilen ve değerlendiren) beyindir. Bu nevî beyine sahip insanların sayısı çok değildir. Bir de bu beynin ihlasla bütünleşmesi vardır.
Sözün özü onlar tarih boyunca birkaç kişidir, sanki tek adammış gibi takdim edilen İbn Teymiyye gibi ilim adamı ise binlercedir. Bu gerçek unutulmamalıdır. Her şeyin doğrusunu şüphesiz Allah bilir. Selamlar..
eyvallah hocam, ALLAH razı olsun değerendirmeniz için…
Allah razı olsun hocam sizden, bizi aydınlattığınız için….